|
|
KÜÇÜK BURJUVA OPORTÜNİZMİNDEN KARŞI-DEVRİM UŞAKLIĞINA: TROCKİZM ( 6. Bölüm ) |
|
|
6. Sendikalar, Trockizm ve Leninizm 6.1. Proletarya diktatörlüğü döneminde Sendikaların Rolü 6.3. İşçi Kitlelerine Yaklaşım ve Bürokratizm 6.4. İşçi Kitlelerine Yaklaşım, Bürokratizm, Stalin ve Trocki 6.5. Trocki’nin Parti İçindeki Fraksiyonculuğu (Hizipçiliği) 6.6. Trocki’nin Sendikalar Üzerine Yanlış Görüşlerinin Temeli 6. Sendikalar, Trockizm ve Leninizm Trocki, proletarya diktatörlüğü ve sosyalizm kavramları konusunda Marksizm’den tamamen kopmuştur. Trocki yanlış bir proletarya diktatörlüğü ve sosyalizm anlayışına sahiptir. Bu yanlış anlayışı sonucu proletarya diktatörlüğünün işleyişi, görevleri vb. konularda da bir çarpıtma söz konusudur. Trocki ve Lenin arasındaki polemik ve ayrılıkların temeli budur. Bu polemiklerden birisi sendikalar konusundadır. Trocki, sendikalarda tamamen askeri yöntemlerin uygulanması gerektiğini, askeri yöntemlerin temel yöntem olduğunu, sendikaların işçi sınıfının tümünü kapsayan işçi örgütleri olarak proletarya diktatörlüğündeki yeri vb. noktalarda yanlış bir kavrayışı sahiptir. Tartışma 1920 yılının sonlarında başlar. Lenin Trocki’nin sendikalar konusundaki hatalarını incelediği konuşmasının başında şöyle der: “Üzerinde duracağım ana belge Troçki yoldaşın "Sendikaların Rolü ve Görevleri Üzerine" adlı broşürüdür. Bu broşürü Merkez komitesine sunduğu tezlerle karşılaştırıp bunların içine daldığımda, içerdikleri teorik hata ve çarpıcı yanlışların çokluğuna şaşıyorum. Bu sorunda büyük bir Parti tartışmasına soyunan biri, nasıl olur da temelli düşünülüp taşınılmış bir şeyler sunmak yerine böyle başarısız bir şey ortaya çıkarabilir? Bana göre temel teorik yanlışları içeren başlıca hususları kısaca belirtmek istiyorum. “Sendikalar sadece tarihsel olarak gerekli değil, aynı zamanda, proletarya diktatörlüğü koşulları altında proletaryayı neredeyse tamamen kapsayan sanayi proletaryasının tarihsel olarak kaçınılmaz örgütüdür. Bu, meselenin esasıdır ve Troçki yoldaş bunu sürekli unutmaktadır; o, bundan hareket etmemektedir, bunu takdir etmesini bilmemektedir. Ortaya attığı ‘Sendikaların Rolü ve Görevleri’ konusu son derece geniş bir konudur.” (Lenin, Sendikalar, Mevcut Durum ve Trocki’nin Hataları Üzerine, Alt çizgi bizim) Trocki’nin sendikalar konusundaki tezleri ‘teorik hata ve çarpıcı yanlış’larla doludur. Ancak proletarya diktatörlüğünde sendikaların yeri ve görevi meselesi bağımsız bir sorun değildir. Bu sorun proletarya diktatörlüğünün görevi ve niteliği sorunuyla bağlantılı bir sorundur. Bu yüzden Trocki’nin sendikaların yeri ve görevi konusundaki yanlışı onun proletarya diktatörlüğü ve sosyalizm konusundaki yanlış anlayışıyla bağlantılıdır. Lenin bu durumu şöyle ifade eder: “Buna karşılık, Troçki yoldaşla aramdaki yukarıda saydığım görüş ayrılıklarına işaret etmek zorundaydım, çünkü son derece kapsamlı bir konu olan ‘Sendikaların Rolü ve Görevleri’ konusunu seçen Troçki yoldaş, bana göre, proletarya diktatörlüğü sorununun özüyle bağıntılı olan bir dizi hataya düşmüştür.” (Lenin, Sendikalar, Mevcut Durum ve Trocki’nin Hataları Üzerine, Alt çizgi bizim) Evet, Trocki Lenin’in belirttiği gibi “proletarya diktatörlüğü sorununun özüyle bağıntılı olan bir dizi hataya düşmüştür”. Ve bu “hata”lardan asla çıkamamıştır. Trocki bu konunun Brest-Litovsk’tan sonra Lenin’le bir süreliğine düzelmiş ilişkilerini tekrar bozduğunu belirtir: “Yeni ekonomi polikasının uygulanmasından kısa bir süre önce, 1920 sonu ve 1921 başlarına rastlayan dönemde, iki ay süre ile bizi birbirimizin karşısına çıkaran bir başka anlaşmazlık üzerinde duracağım. “Sendikalar tartışması diye bilinen olay bir süre için aramızı açmıştır.” (Trocki, Hayatım, Sf. 486) Lenin ile Trocki arasındaki polemikteki en önemli sorunlardan birisi proletarya diktatörlüğü ve sendikaların rolü konusudur.
6.1. Proletarya diktatörlüğü döneminde Sendikaların Rolü Trocki sendikaların yalnızca bir iktidar aygıtı, bir devlet aygıtı olduğunu düşünüyordu. Trocki’ye göre proletarya diktatörlüğü, işçi sınıfının tamamının doğrudan yönetimini sağlamalıydı. Sendikalar da işçi sınıfının tamamına yakınını kapsayan örgütler olarak, devlet yönetiminde rol almalıydı. Trocki’ye göre sendikalar işçi sınıfının devlet aygıtında yer almasını sağlayan temel araçlardan birisiydi. Trocki’nin bu konudaki temel hatası, proletarya diktatörlüğünü, işçi sınıfının tamamının doğrudan yönetimde olduğu bir iktidar biçimi olarak görmesiydi. Trocki sendikalar konusundaki görüşlerini Hayatım adlı kitabında şöyle aktarıyor: “Pazar şartlarına dayanan bir ekonominin reddedildiği bir zamanda ben, ekonomide gerçek başarılara ulaşabilmek için savaş metotlarının doğru ve sistemli bir şekilde uygulanmasını istiyordum. Bütün kaynakların, hiç olmazsa prensip bakımından, millileştirilmiş olduğu ve her şeyin devlet eliyle dağıtıldığı savaş komünizmi sisteminde sendikaların bağımsız rolü için bir yer görmüyordum.” (Trocki, Hayatım, Sf. 489) Bu varsayımın doğal sonucu da, devlet yönetiminde sendikaların büyük oranda yer alması oluyordu. Lenin Trocki’nin bu görüşüne birçok noktadan karşı çıkar. Öncelikle sendikalar bir devlet aygıtı, bir zor aygıtı değil eğitim örgütüdür. Lenin Trocki ile polemiğinde bu konuyu şöyle açıklar: “Sanayi işçilerinin tümünü kapsayan ve onları örgütlenmeye çeken sendikalar, bir yandan egemen, iktidarı kullanan, yöneten sınıfın, diktatörlüğü gerçekleştiren sınıfın, devlet zorunu uygulayan sınıfın örgütüdür. Fakat sendikalar bir devlet örgütü, bir zor örgütü değil, eğitici bir örgüt, saflara kazandıran, eğiten bir örgüttür; bir okul, bir yönetim okulu, ekonomi yönetiminin bir okulu, bir komünizm okuludur sendikalar. Bu hiç alışılmadık türde bir okuldur, çünkü burada öğretmenler ve öğrenciler yok, kapitalizmin miras bıraktığı, kaçınılmaz olarak bırakmak zorunda olduğu şeyle, devrimci ileri birliklerin, yani proletaryanın devrimci öncüsünün kendi içinden çıkardığı şeyin olağanüstü özel belli bir kombinasyonu var. Ve bu gerçekleri dikkate almadan sendikaların rolünden söz etmek, kaçınılmaz olarak bir dizi yanlışa düşmek demektir.” (Lenin, Sendikalar, Mevcut Durum ve Trocki’nin Hataları Üzerine, Alt çizgi bizim) İlk nokta budur. Sendikalar bir devlet örgütü, zor örgütü değil eğitim örgütüdür. İşçi yığınlarının komünizm okuludur. Bu yönüyle Trocki’nin belirttiğinin aksine devlet örgütü olarak değil proletarya diktatörlüğü sisteminde devlet ile parti arasında bir konumda bulunurlar: “Proletarya diktatörlüğü sisteminde sendikalar, deyim yerindeyse, partiyle devlet iktidarı arasında dururlar.” (Lenin, Sendikalar, Mevcut Durum ve Trocki’nin Hataları Üzerine, Alt çizgi bizim) İkinci nokta, Trocki’nin sandığının aksine proletarya diktatörlüğü, işçi sınıfının bütününün doğrudan yönetimi anlamına gelmez: “Proletarya diktatörlüğü ise, bütün proletaryayı kapsayan bir örgüt tarafından gerçekleştirilemez, çünkü sadece bizde, en geri kapitalist ülkelerden birinde değil, aynı zamanda tüm diğer kapitalist ülkelerde de proletarya hâlâ öyle dağınık, öyle ezilmiş, (tek tek ülkelerdeki emperyalizm tarafından) yer yer öylesine bozulmuştur ki, bütün proletaryayı kapsayan bir örgüt, proletaryanın diktatörlüğünü doğrudan gerçekleştiremez. Diktatörlüğü ancak sınıfın devrimci enerjisini içine almış öncü gerçekleştirebilir.” (Lenin, Sendikalar, Mevcut Durum ve Trocki’nin Hataları Üzerine, Alt çizgi bizim) Proletarya diktatörlüğü “bütün proletaryayı kapsayan bir örgüt tarafından gerçekleştirilemez”. Çünkü gelişmiş kapitalist ülkelerde dahi, proletaryanın bütünü proletarya diktatörlüğünü uygulayacak bilimsel ve kültürel gelişime sahip değildir. Kapitalizm koşullarında işçi sınıfının içinde bulunduğu çalışma ve yaşam koşulları onun kültürel gelişimini kısıtlar. Yozlaşma, bireycilik, nihai hedefi tam olarak kavrayamama vb. sınıf dışı eğilimler işçi sınıfı saflarında da kendini az ya da çok gösterir. Bu yüzden proletarya diktatörlüğü işçi sınıfının bütünü (ve bütününü kapsayan sendikalar) tarafından değil “ancak sınıfın devrimci enerjisini içine almış öncü” tarafından gerçekleştirilebilir. Aksini iddia etmek, öncü ile sınıfı bir tutmak, öncü ile sınıfın bütünü arasındaki farkı görememek ve ekonomizme düşmek demektir. Proletaryanın öncüsü, geniş proletarya yığınlarını kendi düzeyine çıkarmak için sürekli bir çaba içerisinde olacaktır. Sendikalar da bu çabanın araçlarından biridir. Ancak kafa emeği ile kol emeği arasındaki fark devam ettiği sürece (komünizme kadar) öncü ile sınıfın bütünü arasında bir fark olacaktır. Bu süreç içerisinde proletarya diktatörlüğünü, bilimsel dünya görüşüne sahip, sosyalizmi inşa edecek birikimi içinde barından ve sınıfın çoğunluğunun desteğine sahip proletarya partisi gerçekleştirebilir. Trocki’nin hatalarından ikincisi de budur. Proletarya diktatörlüğü sınıfın bütünü tarafından değil öncüsü tarafından ama çoğunluğunun desteğiyle gerçekleştirilebilir. Trocki bunu atlamış ve böyle büyük bir hata üzerinden proletarya diktatörlüğü ve sendikalar üzerine tezlerini hazırlamıştır: “Daha buradan, Troçki yoldaş birinci tezde, "ideolojik karmaşa"ya işaret ederek bir krizden, özellikle ve öncelikle sendikaların krizinden söz ettiğinde, burada özünde bir şeylerin ilkesel olarak yanlış olduğu görülebilir. Bir krizden söz edilmek isteniyorsa, bu ancak politik durumun tahlilinden sonra yapılabilir. ‘İdeolojik karmaşa’ aslında Troçki'de vardır, çünkü o kapitalizmden komünizme geçiş bakış açısından sendikaların rolü temel sorununda, burada basit bir sistemin olamayacağını, birçok çarklıdan oluşan karmaşık bir sistemin söz konusu olduğunu, çünkü proletarya diktatörlüğünün bütün olarak örgütlenmiş proletarya tarafından gerçekleştirilemeyeceğini dikkate almamış, gözden kaçırmıştır. Diktatörlük, öncüden ileri sınıfın kitlesine ve ondan emekçiler kitlesine bazı "transmisyonlar" olmadan gerçekleşemez. Rusya'da bu kitle bir köylü kitlesidir, başka ülkelerde böyle bir kitle yoktur, ama en gelişmiş ülkelerde bile proleter olmayan ya da saf proleter olmayan bir kitle vardır. Buradan bile gerçekte bir ideolojik karışıklık çıkmaktadır. Ne var ki Troçki tamamen haksız bir şekilde başkalarını bununla suçluyor.” (Lenin, Sendikalar, Mevcut Durum ve Trocki’nin Hataları Üzerine, Alt çizgi bizim) Trocki’nin sendikalar ve proletarya diktatörlüğü konusundaki üçüncü büyük hatası ise proletarya diktatörlüğünde işçilerin maddi ve manevi çıkarlarını korumak üzere sendikalara ihtiyacı kalmadığı görüşüdür: “Fakat böyle gayri ciddi şeylerle uğraşan Troçki yoldaş hemen bir hataya düşüyor. Ona göre, işçi sınıfının maddi ve manevi çıkarlarını savunmak işçi devletinde sendikaların görevi değildir. Bu bir hatadır.” (Lenin, Sendikalar, Mevcut Durum ve Trocki’nin Hataları Üzerine). Trocki proletarya diktatörlüğünü, komünizm ile karıştırarak proletaryanın kendi maddi ve manevi çıkarlarını savunmaya gerek kalmadığını düşünüyor. Lenin Trocki’nin bu yanlışını şöyle ifade eder: “devletimizin bürokratik urlu bir işçi devleti olduğu anlaşılmaktadır. Ve devlete bu acıklı —nasıl ifade edeyim— etiketi yapıştırmak zorundayız. İşte size geçiş döneminin gerçekliği. Pratikte böyle oluşmuş bir devlette sendikaların savunacakları bir şey olmadığını mı sanıyorsunuz, tamamen örgütlenmiş proletaryanın maddi ve manevi çıkarlarını savunurken sendikalar olmadan yapılabilir mi? Bu, teorik olarak son derece yanlış bir değerlendirme tarzıdır. (…)Bugünkü devletimiz öyle ki, tamamen örgütlenmiş proletarya kendisini savunmak zorundadır, biz ise bu işçi örgütlerinden işçileri kendi devletlerine karşı savunmak için ve devletimizin işçiler tarafından savunulması için yararlanmalıyız. Her iki savunma da, devlet önlemlerimizle, sendikalarımızla anlaşmamızın, ‘birleşmemiz’in özgül bir birbirine geçmesi sayesinde olmaktadır.” (Lenin, Sendikalar, Mevcut Durum ve Trocki’nin Hataları Üzerine) Proletarya hem devletini korumak için, hem de kendini devlete karşı korumak için bir süre daha sendikalara ihtiyaç duyacaktır. Bu yüzden sendikalar devlet örgütü değil, eğitim örgütüdür. Proletarya diktatörlüğü ve sendikalar hakkında Trocki ile Lenin’in görüşleri taban tabana zıttır.
Buharin ve Trocki’nin farklılıkları bulunmasına rağmen ortaklaştıkları ve Lenin’e karşı uzun (ve saçma) bir polemik yürüttükleri konulardan birisi de üretim demokrasisi kavramıdır. Üretim ve ‘demokrasi’ sözcüklerini yan yana getirmek veya bir kavrama ‘demokrasi’ sözcüğünü eklemek sosyalizm adına doğru bir iş yapıldığı anlamına gelmiyor. Trocki ise süslü lafların arkasına gizlenerek polemiği sürdürüyor. Lenin üretim demokrasisi kavramının ne anlama geldiğini, nasıl bir saçmalık olduğunu, Trocki’nin tuhaflık ve kafa karışıklığını şöyle ifade eder: “Ve ‘üretim demokrasisi’ üzerine düşündükçe, bunun teorik olarak yanlış, iyice düşünülüp taşınılmamış olduğunu o kadar açık görüyorum. Kafa karışıklığından başka birşey değil. Ve bu örneğe ilişkin bir kez daha, en azından bir Parti toplantısında şu söylenmelidir: "Daha az süslü sözcükler Buharin yoldaş, bu sizin için, teori için, Cumhuriyet için yararlı olacak." Üretim her zaman gereklidir. Demokrasi ise sadece politik bir kategoridir. Bu sözcüğün bir konuşmada, bir makalede kullanılmasına söylenecek bir şey yok. Bir makale tek bir karşılıklı ilişkiyi ele alır ve bunu canlı biçimde ifade eder, hepsi bu. Fakat siz bunu bir teze dönüştürürseniz, bunu, "onaylayanlar" ve onaylamayanları birleştiren bir şiar haline getirmek isterseniz, Troçki'nin yaptığı gibi Parti "iki eğilim arasında seçim yapmak" zorundadır denirse, bu çok tuhaftır. Ben Parti'nin "seçim yapmak" zorunda olup olmayacağı ve Parti'nin "seçim yapmak" zorunda bırakıldığı bir duruma sokulmasının kimin suçu olduğu üzerinde ayrıca duracağım. İş buraya kadar vardığına göre şunu söylemek zorundayız: '"Üretim demokrasisi' gibi teorik açıdan yanlış, kafa karışıklığından başka bir şey içermeyen şiarları mümkün olduğunca az seçin." Gerek Troçki, gerekse de Buharin, ikisi de bu kavramı teorik olarak net biçimde düşünmemiş ve dili diline dolanmışlardır. "Üretim demokrasisi" onların etkilendiği düşünce halkasına kesinlikle ait olmayan düşüncelere yol açıyor. Onlar üretimi öne çıkarmak, dikkatleri üretim üzerinde yoğunlaştırmak istiyorlardı. Herhangi bir şeyi bir makalede, bir konuşmada vurgulamak bir şeydir; fakat bu teze dönüştürülür ve Parti seçim yapmak durumunda bırakılırsa şunu söylerim: Buna karşı çıkın, çünkü bu kafa karışıklığıdır. Üretim her zaman gereklidir, demokrasi her zaman değil. Üretim demokrasisi bir dizi temelden yanlış düşünce üretiyor.” (Lenin, Sendikalar, Mevcut Durum ve Trocki’nin Hataları Üzerine) Trocki ve Buharin’in üretim demokrasisi dedikleri kafa karışıklığı yaratmanın ötesine geçmeyen, tutarlı bir politik yanı olmayan bir kavramdır. Lenin söylenecek bir şey bırakmıyor.
6.3. İşçi Kitlelerine Yaklaşım ve Bürokratizm Sözde bürokrasiye karşı savaşan Trocki, sendikalar konusunda açıktan bürokratik bir tavır almakta, sendikaların rolünü göz ardı ederek sendikalarda askeri yöntemlerin uygulanmasını savunmaktadır. Oysa sendikalarda örgütlenmiş işçi sınıfı, ‘zor’ yoluyla sosyalizmin inşasına katılmazlar. İşçi yığınları ancak sendikalardaki eğitim sürecinin de rolüyle bilinçli bir şekilde sosyalizmin inşasına katılabilirler. Trocki ise sendikalara, savaş komünizmi döneminde uygulanmak zorunda olunan askeri yöntemleri egemen kılmak istiyor. Lenin, Trocki’nin bu çabasını şöyle mahkum eder: “Onların hatası, zamanında ve çatışmalar olmadan, RKP IX. Parti Kongresi'nin talebine uygun olarak normal bir sendika çalışmasına geçmeyi bilememeleri, sendika birliklerine gerekli biçimde uyum sağlamayı bilememeleri, onlara yardımcı olamamaları ve onlarla eşit haklara sahip bir ilişkiye girememeleriydi. Değerli bir askeri deneyim mevcut: Kahramanlık, uygulamada titizlik vs. Askeriye içinde en kötü unsurların deneyiminde kötü bir şey var: Bürokratizm, kendini beğenmişlik. Troçki'nin tezlerinin, onun bilgisi ve isteği dışında, askeri deneyimin en iyilerinin değil, en kötülerinin destekçisi olduğu görülmüştür. Siyasi yöneticinin sadece kendi politikasından değil, yönettiklerinin yaptıklarından da sorumlu olduğunu unutmayın.” (Lenin, Sendikalar, Mevcut Durum ve Trocki’nin Hataları Üzerine, Alt Çizgi Bizim) Trocki işçilerin ‘zor’ yoluyla ve emir-komuta ilişkisinin dışında bir sendika politikasına eğilim duyduğunu görüyor: “Bununla beraber, üç yıl iç savaşta dövüşmüş olan işçi yığınlarına askeri metotlar artık ağır gelmeye başlamıştı.” (Trocki, Hayatım, Sf. 490) Trocki buna rağmen savaş komünizminden kalma yöntemlerden yola çıkıyor ve bunu yaparken askeri deneyimin en kötülerine (bürokratizm, kendini beğenmişlik) dayanıyor. Trocki, sendikaların ordu tarzında, ‘zor’ ilişkisi içerisinde yönetilmesini, savaş komünizmi döneminde zorunlu olarak kurulan sendikal organların (Tsektran) ayrıcalıklarının devam ettirilmesini savunuyor. Oysa iç savaşın bitmesi ile sendikalarda normal yaşama dönülmesi gerekmektedir. Sendikal kurumlarda ikna, eğitim ve sosyalist inşaya bilinçli katılım temel yöntem olmalıdır. Lenin bu konuda Rudzutak’ın tezlerinden alıntı yapar: “6) Gerçek bir çalışma disiplininin uygulamaya konması, iş kaçkınlarına karşı başarılı mücadele vs. ancak üretime katılan kitlenin tümünün bu görevlerin gerçekleştirilmesine bilinçli katılımıyla düşünülebilir. Bu bürokratik yöntemler ve tepeden emirlerle başarılamaz, daha çok, üretime katılan herkesin, yerine getirdiği üretim görevlerinin zorunluluğu ve yararlılığını kavraması; üretime katılan herkesin sadece yukarıdan verilen görevlerin yerine getirilmesine çalışmakla kalmayıp, aynı zamanda bilinçli bir şekilde üretim alanındaki bütün teknik ve örgütsel eksikliklerin giderilmesine katılması zorunludur. “Bu alanda sendikaların görevi çok büyüktür. Her işletme bölümündeki, her fabrikadaki üyelerine, teknik araçların yanlış kullanılmasından ya da tatmin edici olmayan yönetim çalışmasından kaynaklanan işgücünden yararlanmadaki tüm eksiklikleri tespit etmeyi ve dikkate almayı öğretmek zorundadırlar. Tek tek işletmelerin ve üretimin deneyim toplamından, ihmalciliğe, düzensizliğe ve bürokratizme karşı enerjik mücadele için yararlanılmalıdır.” (Lenin, Sendikalar, Mevcut Durum ve Trocki’nin Hataları Üzerine) Lenin bu alıntıyı yaptıktan sonra sendikalarda askeri ve bürokratik yöntemlerde ısrar eden Trocki ve Buharin’e şunu söyler: “Kendime neden kızmak zorunda kaldığımı umarım şimdi anlamışsınızdır. Bu, olması gerektiği gibi bir platformdur, Troçki yoldaşın defalarca düşünüp yazdığı ve Buharin yoldaşın hiç düşünmeden kaleme aldığı şeyden (7 Aralık Plenum karan) yüz kez daha iyidir. Yıllardır sendikal hareket içinde çalışmamış olan biz bütün MK üyeleri Rudzutak yoldaştan öğrenmeliyiz; gerek Troçki yoldaş, gerekse de Buharin yoldaş Rudzutak'tan öğrenmeliler. Sendikalar bu platformu kabul ettiler.” (Lenin, Sendikalar, Mevcut Durum ve Trocki’nin Hataları Üzerine, Alt Çizgi Bizim) Lenin çıkardığı sonucu şöyle ifade eder: “Sonuç: Troçki ve Buharin'in tezleri bir dizi teorik hata, bir dizi ilkesel yanlışlık içeriyor. Siyasi olarak, meseleye tüm yaklaşım tarzı tam bir densizliktir. Troçki yoldaşın "tez"leri politik olarak zararlıdır. Onun politikası son tahlilde sendikaları bürokratikçe hırpalama politikasıdır. Ve Parti Kongremizin bu politikayı mahkûm ve reddedeceğinden eminim.” (Lenin, Sendikalar, Mevcut Durum ve Trocki’nin Hataları Üzerine, Alt Çizgi Bizim)
6.4. İşçi Kitlelerine Yaklaşım, Bürokratizm, Stalin ve Trocki Lenin’in, Trocki’nin proletarya diktatörlüğü ve sendikaların sistem içindeki yeri konusundaki yanlış kavrayış ve çarpıtmalarına karşı verdiği savaşımda Stalin de Lenin’in grubu içerisinde yer almıştır. Stalin de konu ile ilgili Trocki’nin yaklaşımını eleştirmiştir. Öncelikle Trocki’nin bu konudaki görüşlerine bir bakalım: “Askeri yöntemlerle (emir, ceza) sendikal yöntemleri (aydınlatma, propaganda, bağımsız faaliyet) karşı karşıya koymak Kautskyci –Menşevik – Sosyal-Devrimci önyargıalrın bir ifadesidir. Bir işçi devletinde çalışma örgütleri ile askeri örgütlerin salt karşı karşıya konulması bile, Kautskycilik önünde zavallı bir teslimiyet anlamına gelir.” (Trocki) Trocki, Lenin’i ve sendikalarda askeri yöntemleri temel yöntem olarak benimsemeyenleri Kautskcilikle, Menşeviklikle yani karşı-devrimcilikle suçluyor. Trocki sendikalarda askeri yöntemleri gevşekliğe ve tembelliğe karşı mücadele olarak görüyordu: “Eğer askerileştirme, örgütlenme, emirlerin kesin olarak yerine getirilmesi ve tembelliğe karşı mücadele değilse, ne demektir? ... “Miskinlik, Rusya’yı her zaman mahvetmiş olan kıtlığa ve salgın hastalıklara yol açar. Bütün bunlar, işçilerin ve köylülerin iktidara gelmesiyle geçmişte kalmalıydı. Ülkemizi, miskinliğin, pisliğin ve yoksulluğun içinden çıkaracağız. Devletimizin temeli, herkesin çalışması kuralıdır. Bu ilkeyi uygulamaya koymanın zamanıdır.” (Trocki’den aktaran Jack Murphy, ‘Stalin’) Trocki bu kadar net ifadeler kullanıyor. Stalin, Trocki’nin ‘sendikaları bürokratikçe hırpalama’ politikası hakkında şunları söyler: “‘Kautskycilik’, ‘Menşevizm’ vb. gereksiz laf kalabalığı bir yana bırakıldığında, Trocki’nin, işçi örgütleri ile askeri örgütler arasında varolan farakı kavrayamadığı, savaşın bittiği ve sanayinin yeniden canlandırılmasının olduğu bir zamanda askeri yöntemlerle demokratik (sendikal) yöntemleri karşı karşıya koymanın zorunlu, kaçınılmaz olduğunu kavrayamadığı, dolayısıyla askeri yöntemleri sendikalara taşımanın yanlış ve zararlı olduğunu kavrayamadığı açıktır.” (Stalin, Eserler, 5. Cilt, Sf. 19-20) Burada Trocki’nin yaklaşımının arka planına ileride değineceğiz. Sorun Trocki’nin sendikalar ile ordu arasındaki farklılığı anlamamış olmasıdır. Stalin ordu ile sendikalar arasındaki farkı, bu yüzden sendikalarda (iç savaş döneminden sonra) askeri yöntemlerin esas olamayacağını ifade eder: “Başlarında Trocki bulunan ve ordu içindeki askeri yöntemlerin başarısından başları dönen bir grup parti işçisi, sendikaların sağlamlaştırılmasında, sanayinin yeniden doğuşunda başarıya ulaşmak için bu yöntemleri işçi kitleleri içine, sendikalar içine taşınması gerektiğini düşünüyorlar. Ne var ki bu grup, ordu ile işçi sınıfının iki ayrı alan olduğunu, ordu için işe yarar olan bir yöntemin, işçi sınıfı ve onun sendikaları için işe yaramaz ve zararlı olabileceğini unutuyorlar.” (Stalin, Eserler, 5. Cilt, Sf. 18) Sendikalardaki askeri yöntemler elbette iç savaş döneminde zorunluydu. Ancak iç savaş sonrası askeri yöntemler esas değil ancak yardımcı yöntemler durumundadır. Stalin bu konunun önemini şöyle belirtir: “İki yöntem vardır: Zor yöntemi (askeri yöntem) ve ikna yöntemi (sendikal yöntem). Birinci yöntem hiçbir şekilde ikna unsurlarını dıştalamaz, ne var ki burada ikna unsurları zor yönteminin gereklerine tabidir ve bunlar için yardımcı bir araçtır. Öte yandan, ikinci yöntem de zor unsurlarını dıştalamaz, ama burada zor unsurları ikna yönteminin gereklerine tabidir ve bunlar için yardımcı bir araçtır. Bu iki yöntemi birbirine karıştırmak, tıpkı ordu ile işçi sınıfını aynı kefeye koymak kadar yanlıştır.” (Stalin, Eserler, 5. Cilt, Sf. 18) Trocki’nin grubu ile Stalin’in de içinde bulunduğu Lenin’in grubu arasındaki temel ayrım nokralarından biri de budur. İşçi kitlelerine yaklaşım ikna yöntemi ile mi yoksa zor yöntemi ile mi olacaktır. Lenin de Trocki ile ayrılıklarından bahsederken bu sorunu ortaya koyar: “Kitleye nasıl yaklaşılacağı, kitlenin nasıl kazanılacağı, kitleyle nasıl bağ kurulacağının yöntemleri üzerine görüş ayrılıkları yüzünden mümkün olmuyor. Meselenin püf noktası budur. Ve kapitalizm koşulları altında kurulan, kapitalizmden komünizme geçişte kaçınılmaz olan, uzak gelecekte tartışmaya açık kuruluşlar olarak sendikaların özelliği tam da buradadır. Bu, sendikaların tartışmaya açık olacakları uzak bir gelecektir; torunlarımız bunun üzerine sohbet edeceklerdir. Bugün önemli olan ise kitlelere nasıl yaklaşılacağı, onların nasıl kazanılacağı, onlarla nasıl birleşileceği, çalışmanın (proletarya diktatörlüğünü gerçekleştirme çalışmasının) karmaşık transmisyonlarının nasıl sağlanacağıdır.” (Lenin, Sendikalar, Mevcut Durum ve Trocki’nin Hataları Üzerine) Sorun buradadır. İşçi kitlelerini zor yöntemiyle mi (askeri yöntem) harekete geçireceğiz yoksa ikna yöntemiyle mi? Stalin ikna yönteminin temel yöntem olduğunu savunarak şunları söyler: “Sendikalarda demokratizm, yani ‘sendikalar içinde proleter demokrasinin normal yöntemleri’ denilen şey, proleter kitle örgütlerine has, sendikal olarak örgütlü milyonlarca işçi kitlesi karşısında sistematik olarak ikna yöntemlerinin uygulanmasının zorunluluğu ve yararlılığı bilincini ön şart koşan bilinçli bir demokratizmdir. Bu bilinç olmaksızın demokratizm boş bir seda olur.” (…) “Kısacası: Bilinçli demokratizm, sendikalar içinde proleter demokrasi yöntemi, sanayi sendikalarının biricik doğru yöntemidir. Zoraki ‘demokratizm’in bu demokratizm ile hiçbir ortak yanı yoktur. Trocki’nin ‘Sendikaların Rolü ve Görevleri’ adlı broşürü okunduğunda, Trocki’nin de aslında ‘demokratik’ yöntemlerden yana olduğu düşünülebilir. Bu nedenden ötürü bazı yoldaşlar, görüş ayrılıklarımızın sendikal çalışma yöntemleri ile ilgili olmadığını düşünüyorlar. Ancak bu tamamen yanlıştır. Çünkü Trocki’nin ‘demokratizm’i zoraki, yarım, ilkesiz bir demokratizmdir ve sadece, sendikalar için işe yaramaz olan askeri-bürokratik yöntemi tümler.” (Stalin, Eserler, 5. Cilt, Sf. 20-21-22) İşçi kitlelerine yaklaşımda Trockizm’in oportünist yöntemi budur: Zoraki ‘demokrasi’, askeri yöntemler ve bürokratizm.
6.5. Trocki’nin Parti İçindeki Fraksiyonculuğu (Hizipçiliği) Trocki, parti içinde sendikalar konusunda oportünistçe fikirlere sahipti. Bu bir gerçektir. Bir ölçüye kadar ‘iyi niyet’ sınırları içerisine sığdırılabilir. Trocki’nin görüşleri Merkez Komite içerindeki 19 üyenin 18’i (Trocki dışında hepsi) tarafından reddedilmiştir. Ancak Trocki, Lenin’in deyimiyle böyle gereksiz ve zaman kaybettiren bir tartışmayı (ve küçük bir azınlığın fikrini) partiye dayatarak fraksiyoncu ve bölünmeye yol açan bir çaba içine girmiştir. Tartışmanın Merkez Komitede büyük çoğunlukla reddedilmesine karşılık, birçok önemli görevi atlayarak partiye dayatılması ve buradan partinin bölünmeye zorlanması (hizipçilik) ‘iyi niyet’ sınırlarını çok çok aşar: “Broşürde yer alan fraksiyoncu saldırılara bir bakın.” (…) “Bir düşünün: Troçki yoldaşın ilk kez taslağının ve Parti'nin sendikalarda onun tarafından temsil edilen politikasının tümünün son derece ayrıntılı, uzun ve hararetli müzakeresine ayrılan iki MK Plenum toplantısından sonra (9 Kasım ve 7 Aralık) ondokuz MK üyesi arasından birisi tek başına kalıyor, kendisine MK dışında bir grup arıyor, bu grubun "kolektif bir "çalışması"yla bir "platform" olarak ortaya çıkıyor ve Parti Kongresi'ne "iki" eğilim arasında "seçim yapma"yı öneriyor!” (Lenin, Birkez daha Sendikalar, Mevcut Durum ve Trocki’nin Hataları Üzerine) Lenin bu fraksiyoncu atağa karşı çıkıyor. Trocki’nin 12. tezini alıntıladıktan sonra şöyle söylüyor: “Okur bu değerlendirmeleri dikkatle okumalı ve iyice düşünmeli. Ne şaşırtıcı "inci" bolluğu! Birincisi bu ifade fraksiyoncu karakteri açısından değerlendirilmeli. Tomski bir platform yayınlayıp orada Trocki’yi ve ‘birçok’ askeri fonksiyoneri bürokratizm ruhu geliştirmekle, barbarlık kalıntılarını desteklemekle vs. suçlasaydı, Trocki’nin ne diyeceğini, nasıl davranacağını bir düşünün! Buradaki haşinliği ve fraksiyonculuğu görmeyen, farketmeyen, hiçbir biçimde farketmeyen, bunun Petrogradlıların davranışından çok daha fazla fraksiyonculuk olduğunu görmeyen Buharin, Preobrajenski, Serebryakov ve diğerleri hangi "rolü" oynuyorlar? İkincisi. Meselenin bu biçimde ele alınışını bir düşünün: Birçok sendikacı ‘kendi aralarında ruh geliştiriyorlar’. Bu, meselelere tamamen bürokratik biçimde yaklaşmaktır. Her şey, kitlelerin, milyonların gelişim seviyesine ve yaşam koşullarına değil de, Tomski ve Losovski’nin ‘kendi aralarında’ hangi ‘ruhu’ geliştirdiklerine bağlı olacakmış.” (Lenin, Birkez daha Sendikalar, Mevcut Durum ve Trocki’nin Hataları Üzerine, Alt Çizgi Bizim) Fraksiyonculuk sonuç olarak işi bölünmeye kadar götürebilir: “Zinovyev yoldaş da zaten 30 Aralık 1920'deki daha ilk konuşmasında haklı olarak, "Troçki yoldaşın işgüzar yandaşları"nın işi bölünmeye vardırdıklarını söyleyerek bu sorunu dolambaçsız bir şekilde ortaya koymuştur.” (Lenin, Birkez daha Sendikalar, Mevcut Durum ve Trocki’nin Hataları Üzerine, Alt Çizgi Bizim) Trocki Brest-Litovsk’tan sonraki fraksiyoncu faaliyetine yeniden başlamıştır. Trocki’nin çizgisi proletarya diktatörlüğünün yıkımı anlamına geliyor: “2) Troçki'nin platform broşürünün bütününe nüfuz etmiş olan sarsma politikasında ifade edilen siyasi hatanın savunulması ya da gizlenmesi. Bu hata, bilincine varılmaz ve düzeltilmezse, proletarya diktatörlüğünün çöküşüne götürür.” (Lenin, Birkez daha Sendikalar, Mevcut Durum ve Trocki’nin Hataları Üzerine) Parti bu fraksiyoncu çizgiyi Lenin’in önderliğinde ezmiştir: “Bir ay içinde gerek Petrograd, gerek Moskova ve bir dizi taşra kenti, Parti'nin tartışmaya tepki gösterdiğini ve Troçki yoldaşın yanlış çizgisini ezici çoğunlukla reddettiğini gösterdi. Parti'nin "üst kademelerinde ve "çevre"de, komitelerde, kurumlarda hiç kuşkusuz yalpalamalar görülse de, basit Parti üyeleri kitlesi, Parti'nin işçi kitlesi çoğunluğu itibariyle, hem de ezici çoğunluğu itibariyle bu yanlış çizgiye karşı çıkmıştır.” (Lenin, Birkez daha Sendikalar, Mevcut Durum ve Trocki’nin Hataları Üzerine)
6.6. Trocki’nin Sendikalar Üzerine Yanlış Görüşlerinin Temeli Trocki’nin sendikalar üzerine görüşlerindeki yanlışlık ve teorik hatalar, basit bir yanlış anlama değildir. Bu, Trocki’nin proletarya diktatörlüğü, sosyalizm, tek ülkede sosyalizmin inşası konularındaki teorik kavrayışsızlığının ve çarpıtmalarının sonucudur. Proletarya diktatörlüğünün ülke içinde ve uluslararası alanda birbirine bağlı iki temel görevi vardır. Birincisi, ülke içinde sosyalizmin inşası, proletarya ve köylülüğün ittifakının korunması; ikincisi, dünya proleter devriminin desteklenmesidir. Bu iki görev birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Tek ülkede sosyalizmin kurulması, dünya devrimini için büyük olanakların açılması anlamına gelir. Dünya devriminin gelişmesi de sosyalist ülkenin kapitalist kuşatmadan kurtulması demektir. Bu yüzden tek ülkede sosyalizmin kuruluşu dünya devriminin gelişiminin önemli halkalarından birisidir ve bu ikisi birbirine bağlıdır. Proletarya diktatörlüğünün bu ikili görevi uyum içerisinde ilerler. Hem tek ülkede sosyalizmin inşasını gerçekleştirmek hem de dünya devrimini desteklemek. Trocki’nin sendikalar konusundaki hatası bu ikili görevi anlayamamasındadır. Trocki sosyalizm kavramını çarpıtıyor ve tek ülkede sosyalizmin gerçekleşmesinin imkansız olduğunu söylüyor. Tek ülkede sosyalizm mümkün olmayınca proletarya diktatörlüğünün tek görevi dünya devrimidir sonucuna ulaşıyor. Proletarya diktatörlüğünün, kendi ülkesinde sosyalizmi inşa etmek gibi bir derdi yoksa tek amacı gerekirse diğer ülkelere fiili müdahaleyle dünya devrimini ‘desteklemek’se o zaman sürekli bir savaş hali mevcuttur. Proletarya diktatörlüğü diğer kapitalist ülkelere savaş açmalıdır (veya kapitalist ülkeler derhal bir savaş açacaktır) ve uluslararası proletaryaya bu şekilde yardım etmelidir. Bu bir intihar planıdır. Sosyalizme ihanettir. Dünya devrimine ihanettir. Trocki’nin planında intihar vardır, ama ülke sınırları içerisinde sosyalizmin inşası yoktur. Trocki’ye göre proletarya diktatörlüğü diğer ülkelerle savaşa girmelidir. Trocki bu bakış açısından sendikaları yorumlar. Tek ülkede sosyalizm mümkün olmadığından, proletarya diktatörlüğü diğer ülkelerle doğrudan savaşa girmek zorunda olduğundan sendikalar barış zamanındaki ikna yöntemleriyle değil savaş zamanındaki askeri yöntemlerle yönetilmelidir. Bu yüzden Trocki’ye göre sendikalarda askeri yöntemlerle birlikte, savaş zamanında kurulmuş ayrıcalıklı örgütler devam ettirilmelidir. Trocki’nin sendikalar konusundaki yanlışları böyle bir bakış açısının sonucudur. Trocki tek ülkede sosyalizmin inşasını hesaba katmadığı için sendikalarda askeri yöntemlerin esas alınması gerektiğini iddia ediyor. Lenin ile polemiğinin sebeplerinden birisi de budur. Lenin, bu gerçeği görmüş, Trocki’nin sadece sendikalar konusunda değil proletarya diktatörlüğü konusunda da hatalı fikirlere sahip olduğunu belirtmiştir: “çünkü son derece kapsamlı bir konu olan "Sendikaların Rolü ve Görevleri" konusunu seçen Troçki yoldaş, bana göre, proletarya diktatörlüğü sorununun özüyle bağıntılı olan bir dizi hataya düşmüştür.” (Lenin, Sendikalar, Mevcut Durum ve Trocki’nin Hataları Üzerine) İşte Trocki’nin proletarya diktatörlüğü sorununun özüyle bağlantılı olan hataları, sendikalar konusundaki hatalarının temel sebebidir. Trocki, proletarya diktatörlüğünün amaçlarından biri olan ülke içinde sosyalizmin inşası görevini görmezden geldiği için sendikalar konusunda oportünizme ve ‘proletarya diktatörlüğünün çöküşüne’ götürebilecek bakış açısına düşmüştür.
|
|||
|
Eleştiri, Öneri ve Değerlendirmelerin için, okul@gencliginsesi.net Bu Site Bir GencliginSesi.Net Projesidir |